|
|
|
Bu kısım,
çeşitli resim teknikleri üzerine hazırladığı yazılardan oluşmakta.
SULUBOYA RESİM TEKNİĞİ Suluboya(Aquarell) tabiri İtalyanca ‘aquarello’, Fransızca ’aquarelle’, Almanca
‘aquarellmalerei’, İngilizcede ‘watercolor’olarak geçer. Suluboya adını duyunca bu
çeşit boyaların yapılışında suyun büyük bir önemi olduğu sanılır. Halbuki
suluboyada suyun gördüğü iş yağlı boyada yağın ve tutkallı boyalarda tutkalın
gördüğü işten farklıdır. Yapılışında suyun hemen hiçbir rolü olmadığı halde
suluboya denmesinin sebebi; boyayı su ile kullanılmasından dolayı ileri
gelmektedir. Bütün boyalarda ortak olan renk maddelerinin suluboyada, arap zamkı
denilen beyaz zamk ve bir takım birleştirici maddelerin karıştırılmasıyla
oluşur. Kurutulmuş veya hamur haline getirilmiş boyalar su ile sulandırılıp
kullanılarak ,rengin en koyusundan en şeffafına kadar tonlarının oluşmasını
sağlayıp,kağıda sürülmesini kolaylaşır. Şeffaf oluşundan dolayı birçok teknik
imkanlar sağlar,ustalığa göre taklidi imkansız güzellikler elde
edilir. Şeffaflığının vermiş olduğu etkiyle alttaki kağıdın beyaz zemini,renklere
lazım gelen açıklığı verir. Bu suretle yağlıboyada olduğu gibi suluboyada renkler
beyaz boya ile karıştırılmaz. Burada beyaz boya vazifesini kağıt görür. Suluboyaya
beyaz boya karıştırmak suretiyle yapılıp,pek şeffaf olmayan renkli resim tarzına guaj denir. Eski Türk ressamlarının yapmış olduğu nakış resimler (minyatür)hep bu
tarzdaydı. Yağlıboya tekniğinde istenildiği zaman üzerini tekrar tekrar
işleyebilme söz konusu iken,suluboyada şeffaflığını kaybedeceğinden,yağlıboyaya
göre daha zor bir tekniktir. Suluboyanın başlangıcı renkli resimlerin ilk çıkışıyla
kendini gösterir .Boya unsuru olarak tabiattaki renkli topraklar ve bitki öz
suları kullanılırdı. Bunlar su ile karıştırılırdı ve yapıştırıcı bir madde ile
yüzey üzerine,kenar çizgileri belirtilmiş olan resme sürülürdü. Bunlar kullanılan
ilk boyalardı. Mısırda duvar resimleri ve papirüsler üzerinde yazılarda
kullanıldı. Boyalar suluboyanın temeli,papirüsler ise kağıdın öncüsü oldu. M.Ö.2.binde
Mısır ın ölülere ait kitaplarında suluboya resimler görülüyor. Orta çağın
sonlarına kadar aşırı sağlamlığı ve dayanıklılığı açısından koyun ve keçi
derileri kullanıldı ve bunların üzerinde yazı ve resimler yer aldı. Çeşitli
kültürlerde yer alan minyatürler ve çeşitli dini yazılardada suluboya
kullanıldı. Kitap ressamlarının kullandığı tahta kalıplarla basılan işlerin
şeffaf bir boya ile boyanması gerekiyordu ve buralarda dahi kullanıldı. İlk
suluboya manzara resmi Alman ressam Albert Dürer (1471-1528) tarafından
yapıldı. Ondan daha önceleri Pisanello (1397-1455)ismindeki ressamdan bu teknikte
resimler görüldü. Rönesans dönemlerinde sanatçılar suluboyayla hep ikinci
derecede meşgul oldular. ilk sırada yağlı boya yer alıyordu. Sanatçılar
eskizlerini suluboya ile çalışıyordu. Sonraki dönemlerde suluboyanın gelişimi
için uğraşan sanatçılar oldu. Bunlarla birlikte hatıra defterleri ve aile
albümlerinde kullanılan suluboyalar heveskarlığa sebep olmuştu. Suluboyanın
yağlıboyaya göre daha zor olmasına karşın suluboyayla resim yapmak heveskarlara
mahsus bir işti. 17.yy.da ressam Rembrand çizgi resimlerinin üzerine
suluboya renkleri ile geçerek onları gölgelendirir ve kuvvetlendirirdi. Rokoko çağında suluboya Fransa ve Hollanda da bir
yükselme görüldü,Almanya da ise nispeten bir ilerleme vardı. Daha sonra İngiltere
de suluboya ressamları kurumu ve Suluboya ressamları Enstitüsü gibi özel
birlikler kuruldu. Ve bu birlikler sayesinde suluboya yağlı boya yanında eşit
değer sağladı. İngiltere den sonra Paris,Brüksel,Roma,Viyana ve New York tada bu
çeşit kurumlar meydana geldi.Almanya dada romantizm akımının doğuşuyla eski
engeller ortadan kalkabilmiş ve bu alanda bir canlılık belirmişti. 18.asır ortalarında suluboya ile yağlıboya gibi resim
yapma tecrübeleri suluboyanın tarihinde bir dönüm noktası sayılabilir. 1750 ve
1820 seneleri arasında su ile karıştırılmış şeffaf renkte resimler yapılmağa
başlanmıştır. Richard Wilson,Crome,Girtin,Varley,Sandby,Turner,Bonington gibi
İngiliz manzara ressamları birçok tecrübe ve aramalarla suluboya tekniğini
geliştirmişlerdir. Bunları takibende Fransız ressamlardan Lois Barye,Delacroix,Henri
Regnault,Harpignies,Jacquemart,Pissarro gibi ressamlarda suluboya usulünün
hakkını vererek başarılı olmuşlardır. Görüldüğü gibi suluboya,çok eski dönemlerden beridir
başlamış ve teknik imkanlarındaki vazgeçilmezliğiyle günümüze kadar varlığını ve
önemini korumuş özel bir resim tekniğidir. Suluboya piyasada tablet halinde veya tüp şeklinde
bulunur. Büyük ebatlı resim çalışılırken,tablet olan boyadan kullanırken zorluk
çıkabileceğinden,tüptekiler daha kullanışlıdır.İstenilen renkte tüp boya,genişçe
bir palete sıkılır,su ile çözülür ve daha rahat uygulanır. Piyasada birçok
suluboya markası bulunmaktadır. En iyi suluboyaların İngiltere de yapıldığı
söylenir.Çünkü uzun zamandır sanatçılar ve meraklılar suluboyayla seve seve
çalışmış,bu tekniği yüksek bir seviyeye ulaştırmışlar,boya yapımcılarıda onların
bu ihtiyaçlarını karşılamak üzere boyalar geliştirmişlerdir. Winsor ve Newton her
suluboya sanatçısı tarafından tanınmıştır. Almanya da İngiliz boyalarıyla rekabet
edecek hale gelinceye kadar uzun bir zaman geçmiştir. Suluboya fırçaları yumuşak kıllı sivri ve yuvarlak
uçludur.numaraları büyüdükçe kalınlaşır. Bu fırçaları kullanma halleri ise resim
yapılacak alanın büyüklüğüne göre değişir. İnce fırçalar bir resimde sürekli
kullanılmaz,çocuksu bir boyama tarzı hakim olabilir. O resme kalın fırçalarlada
müdahale edilmelidir. İyi bir fırça ıslandığı zaman ucu yarılmaz,kılları bir
araya toplanır. Kuğu tüyü üzerine ipek sarılarak yapılan fırçalar oldukça
değerlidir. Ayrıca İngilizlerin kullandığı deve tüyü ve su samuru kıllarından
yapılmış fırçalarda kıymetli fırçalardır. Sert kıllı fırçalar genellikle
yağlıboya ve guaj boya için daha işe yarar. Fırçanın ucu daima kuru tutulmalı
çünkü çalışma esnasında biriken renk lekelerini,veya toplanan suyu,kaldırmak
için ihtiyacınız olabilir. Yanı başınızda bir peçete,kurutma kağıdı veya pamuk
hazır bulundurabilirsiniz. Amatörler iyi bir fırça ile başlamayabilir,kendini
geliştirdiği vakit buna zaten ihtiyaç duyacaktır. Fırçalar sıfır numaradan onyedi
numaraya göre sıralanırlar. Görevlerine göre bazılarının uç yapıları
farklıdır. Ucu sivriler,yuvarlak olanlar,kesik ve yassı olanlar gibi çeşitleri
vardır. Kullanım yerlerine göre bu fırçalar tercih edilebilir. Çalıştığınız
aletleri temiz tutmak önemlidir.Fırçalarınızı ve paletinizi işiniz bittiği zaman
su ile temizleyerek,bir sonraki çalışmanız için hazır hale
getirmelisiniz. Çalışma esnasında birkaç fırçanızı hazır halde tutabilirsiniz,bir
fırçayı sıcak ve soğuk renklerde kullanmayın,bir önceki renklerden kalan boya
artıkları istenmeyen renklerin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Mümkünse en
azından birbirine yakın renkler için bir fırça kullanabilirsiniz. Aksi takdirde
çalışma esnasında fırça temizlemek için kullandığınız vakit zararınıza
olabilir. Fırçalarla işiniz bittikten sonra uçları kıvrılmayacak bir şekilde
muhafaza ediniz. Eğer öyle bir durum başınıza geldiyse fırça uçlarını
çaydanlıktan çıkan ılık buhara tutarak doğrultabilirsiniz. Suluboya resimlerde çeşitli kağıtlar kullanılır. Yüzeyleri
düz ve pürüzlü olanları mevcuttur. İlk başlayanlar ne dümdüz nede çok
pürüzlü(grenli) bir kağıt kullanmamalıdır. İkisinin ortası olarak seçilen bir
kağıt;şekilleri belirtmek ve gerekse realist çalışmak açısından
elverişlidir. Ayrıca resmedilecek konuyla kağıt arasındaki uygunlukta
hesaplanmalıdır. Resmedilecek olanın üzerindeki dokusu,kağıt yüzeyiyle benzerliği
düşünülerek,tercih yapılmalıdır. Mesela grenlerin büyük olduğu yüzeyler,doğanın
girinti ve çıkıntılarıyla uygun düşer böyle konularda kağıt resme yardımcı
olur. Fakat yinede kalem ve fırçanın daha iyi çalışması için resim kağıtlarının
grenli olanı tercih edilir. Çünkü ışık derecelendirilmeleri daha iyi elde
edilebilir,renkler daha kolay yerleşir. Kağıdın kalınlığı önemlidir. Kalınlığı ile
emiciliği belli olur. Ne kadar kalın olursa suyu o kadarda çok içer.İyi bir resim
kağıdı saman veya odunla değil,keten liflerinden yapılır ve içinde yapıştırıcı
madde olarak şapla birlikte hayvanlardan çıkarılan tutkal kullanılır. Kağıdın çok
fazla emici olması kullanışlı olduğu anlamına gelmez. Sünger kağıdına benzer ve
resim yapmaya yaramaz. Kağıtları çalışılırken çok kere ıslatmak
gerekebilir,kağıdı resim tahtanıza veya çalıştığınız yüzeye germek gerekir. Böyle
yapılmazsa kağıt boyanırken buruşur. Lazım olan araçlardan biriside süngerdir. Kağıt yüzeyini
ıslatmak veya nemlendirmek için kullanılabilir. Bu nemlendirme boyalarım daha iyi
kaynaşmasını sağladığı gibi yumuşak bir geçiş yapılmasını gerçekleştirir. Ayrıca
sünger ile hoşa gitmeyen boyalar alınabilir,fırçalarınızı yine bu sünger ile
kurutup temizleyebilirsiniz. Bu süngerin tabii bir sünger olması
gerekmektedir.Bununla birilikte çalışmalarınızda bez veya pamukta
kullanabilirsiniz. Kurutma kağıdı da lazım olabilir. Yapılan eskizlerin yumuşak uçlu kalemlerle yapılması
tercih edilir çünkü sert kalemler kağıt üzerinde tahribat sağlayabilir. Düşük
numaralı kalemlerle eskiz hafif olarak çizilmelidir. Yoksa izler kağıdınızı
kirletebilir ve çalışma bittikten sonra çizgiler görülmemelidir. Hatta
yapacağınız çalışmada kullanacağınız hakim renge uygun olan renkte kalemlerde
kullanılabilir. Evinizde veya atölyenizde çalışırken birçok malzemeyi
palet olarak kullanabilirsiniz. Dışarıda çalışırken rahat taşınılabilenler tercih
edilmelidir. Kullanılan suluboya kutularının üst kapakları palet ihtiyacınızı
karşılayacak şekilde dizayn edilmiştir. Bunlar yetersiz gelebileceğinden
yanınızda bir palet bulundurmak gerekecektir. Piyasada satılmakta olan çok
çeşitte ve malzemelerde paletler vardır. Alüminyum,porselen,plastik
olup,dikdörtgen veya oval biçiminde şekilleri vardır. Üzerlerinde başparmağın geçebileceği halkası bulunmaktadır.Üzerinde boyalarınızın sıralanması için
konulan boşluklar yer alır. Suluboya resimde boyaları eritmek ve fırçayı temizlemek
için su kabı gerekmektedir. Bu maksatla yapılmış teneke veya farklı maddelerden
kaplar yer alır. İki gözlü olabilir bir gözünü fırçaları temizlemek için kullanıp
diğer gözünüde boyalar için kullanabilirsiniz. Çalışma esnasında su sürekli
kirleneceğinden suyu bolca değiştirmek gerekecektir. Su kabınızı paletinize yakın
bir yerde konumlandırınız.Ama resim kağıdınıza dökülebilmelere karşın bunlardan
biraz uzakta tutabilirsiniz. Açık hava çalışmalarında taşınabilir iskemleler
gerekebilir. Bunun için,imal edilmiş açılır kapanır çeşitler vardır. Bununla
birlikte kağıdınızı üzerine koyacağınız resim tahtası ve sehpa bulundurulabilinir. Ayrıca açık hava çalışmalarında her zaman bir gölge
olmayabilir. Resim kağıdınızın üzerine güneş vurduğu zamanda çalışmak güç
olacağından,yanınızda bir şemsiye taşıyabilirsiniz. Ev veya atölye çalışmalarında
bir masa bir sandalye veya buna benzer eşyalar işinizi görebilir. Çalışılacak
yüzey dik veya meyilli olmamalıdır,Çünkü boyalarınız akabilir. Bunu dikkate
alacağınız hafif bir eğimle veya düz çalışabilirsiniz. Resim konumuzu seçerken; hoşumuza giden güzel,ifadeli ve
manalı konuda,bizi çeken ve heyecan veren bir güzellik bulmamız lazımdır. Konuyu
bulduktan sonra kağıdımıza bunun önce eskizlerini iyi gözlemleyerek çalışmak
gerekir. Direk fırça ile çalışma tercih edileceği gibi kurşun kalemlede
başlayabilirsiniz. Eskiz çalışırken,kalemin üzerine dayanmayınız. Çizgilerinizi
hafifçe çiziniz. Konuyu bir bütün olarak tasarlayıp bir beraberlik içerisinde
görüp çiziniz. Bütünden parçalara geçip daha sonra ayrıntılara girebilirsiniz. Bu
şekilde ilerleme,konuyu resim kağıdına yerleştirmek için kolay ve sade bir
yöntemdir. Çizim yaparken konu içerisindeki parçaların genişliğini,yüksekliğini orantılayarak ön planla arka planlar arasında araştırmalar yaparak konuyu doğru
çizmeye gayret edilmelidir. Çizim üzerine yerleştirilen koyulu açıklı lekeler bir
bir tartarak dengeyi sağlayacak şekilde serpiştirilmelidir. Yumuşak bir kurşun kalem ile çizimimizi gerçekleştirmeye
başlıyoruz. Boya ile birlikte kalan kurşun kalem izleri resme ayrı bir hava
katabilir,bunu için silmek veya boya ile örtmekle uğraşmayınız. Çizim için füzen
veya kömür kalemde kullanılabilinir. Füzen büyük boy kağıtlar için tavsiye
edilir. Kurşun kalem izleri çok kuvvetli olursa boyamadan önce silgi ile
hafifletilir. Resim kömür ile çizilmişse silmeden kağıttaki fazla kömürler bir
bez parçası ile düşürülür. Çizgiler ancak belli olacak bir hale geldikten sonra
boyamaya başlanır. Suluboya kağıdının boya etkisi ile kırışmasını önlemek
için;kağıt,kendinden biraz büyük olan altlık üzerine kenarlardan bantlanır. Gerilmiş
olan kağıt üzerine çalışıldığı zaman kağıt düz kalır. Islak bir sünger veya bezle
silinen kağıt bir süre bekletilir. Kağıt biraz uzar kıvrılır ve sonra düzleşir. Ve
bu kağıt kuruduktan sonra altlığa yapıştırılır. Ve resim bitirilince kesilerek
tahtadan çıkartılır. İnce bir kağıt kullanılıyorsa yapıştırılan bu kağıdın altına
kurutma kağıdı konularak çalışılabilinir. Bu yöntemle ince kağıtlar uzun süre
fırça ıslaklıklarına,boya emmelerine dayandığı gibi konunun yapılması bitinceye
kadarda kağıdın buruşmaması ve yırtılmaması sağlanır. Suluboyada başarı sağlamak
için çeşitli kalınlıktaki kağıtları denemekle birlikte bol bol çalışmak
gerekmektedir. Kalabalık ve karışık şeyler resmetmek resme yeni
başlayanlar için güçtür ve heveslilerin cesaretini kıracak sonuçlar
verebilir. Eğer çizeceğimiz bir natürmort ise çizeceğimiz modellerimizi ışıkları
ve gölgeleri mümkün olduğu kadar iyice belli olacak şekilde uygun bir ışık
altına dizeriz. Modelimize altlık ve fon olarak kullanacağımız şeyleri malzeme ve
renk açısından dikkatle seçmemiz lazımdır. İlk önce modelimizi kurşun kalem ile
kağıt üzerine çizmek ve ışıklı gölgeli yerleri hafif tarayarak belli etmek
lazımdır. Modeldeki şekiller kağıt üzerine tabii büyüklüğünde resmedilebilinir.
Büyük çalışmalar resim tekniğini kavrama imkanı verir ve hatta sizi tekniğe
uygun çalışma bu tekniğe uygun yolda çalışmaya zorlar. Modellerin göz hizasında
bulunması uygundur. Mesafe ise gözün görme kuvvetine kalmış bir şeydir. Bununla
beraber bir buçuk metreden daha yakına konmamalıdır. Resmi boyamaya başlamadan önce,çizdiğimiz çizgilerin
doğruluğunu,orantılarını,görünüş ve perspektif kurallarına uygun olup olmadığını
bir kez daha gözden geçirmeliyiz. Bundan sonra boyamaya başlayabiliriz. Resmi
boyamaya geçmeden önce kağıdın ıslatılabilineceğini söylemiştik. Bu iş
fırçayla,püskürtme sistemi ile,kağıda su serpmek ile de yapılabilinir. Resim daha çizgi halinde iken ışıklı ve gölgeli yerleri
belirtmiştik. Koyu yerler fırça ucuyla modelin koyuluğuna uygun boyanır. Sonra
resmin beyaz bırakılan taraflarındaki en açık ve en parlak renkleri
vururuz. Sertlikleri gidererek kullanılan renk ve tonları yumuşatabiliriz. Modelin
üzerindeki renkler ışıktan gölgeye,açıktan koyuya geçerken birbirlerinin
arasında mozaik gibi yama yama görünmemeli,bilakis her rengin ve her tonun
birbirine bitişen kenarları keskin bir çizgi meydana getirmeyecek bir şekilde
kaynamalıdır. Bunu sağlamak için resmi,kağıt ve boyalar büsbütün kurumadan
boyamak,bir renk kurumadan bitişiğindeki rengi sürmek lazımdır. Yani kısacası yaş
yaş çalışmak gerekir. Bunun içinde önemli olan kağıdın yaş olması ve istenilen
her rengi ve her tonu bir çırpıda ve mümkün olduğu kadar tam bir şekilde bulmak
ve bir çırpıda sürmektir. Çünkü suluboyada renkler üzerinde fazla oynamak ve üst
üste birçok renkler sürmek iyi değildir. İstediğimiz neticeye ulaşabilmemiz ilk
önce belki olmayacak,bu sorunları bol renk denemeleri ve egzersizlerle
atlatabilirsiniz. Zorlukla bitirdiğinizi zannettiğiniz resminizi birde baş
aşağı çevirerek bakmak faydalı olur. Çünkü aynı şeyle sürekli olarak uğraşınca o
işe karşı bir alışkanlık oluşur,bu iş hakkındaki hükmümüz durgunlaşır. Halbuki
görüş tarzımızda bir değişiklik meydana geldiği anda ilgimiz yeniden canlanır
,hükmümüzü yeniden değerlendirir ve gözden geçiririz. Çalışmaları yapılmış olan resimlerden kopya ederek
çalışacağınıza tabiata bakarak çalışmak daha faydalıdır. Çünkü bu yolda çalışmak
sizi serbestliğe,kendi görüşünüze göre çalışmaya sevk eder ve başkalarının kendi
görüşlerine göre tuttukları yolda yürümeye zorlamaz. Bir manzara konusu üzerinde plan konusunu inceleyecek
olursak: Bir manzarayı incelediğimiz zaman plan plan ayrılarak önümüzden gittikçe
uzaklaştığını görürüz. Bulunduğumuz yerden başlayarak en geriye kadar uzanan yer
parçaları planları oluşturur. Birinci planda resme en yakın olan yer parçasıdır
ki,burada bütün her şey renkleri ve ayrıntıları ile görünür. İkinci planda ise
birinci plandan sonra gelir eşyaların renkleri ve çizgileri ilk planda olduğu
gibi bütün açıklığı ile görünmez. Bu planda yalnız büyük gölge ve ışıklar göze
çarpar. Renklerde şiddetini biraz kaybeder sönükleşir. Üçüncü planda ise renkler
tamamen sönükleşir,eşyalar zor görünürler,ışık ve gölge içerisinde oldukları
bile seçilmez. Dördüncü planda ise dağ ve bulutların kapladığı en geri
parçadır. Bu planda renkler havanın maviliği içerisinde erimiş gibi
görünürler. Konu her ne olursa olsun bu ileri geri planlar dikkatle
incelenmelidir. Plan fikrini iyi anlamış bir amatör,güzel resim yapma yeteneğinin
yarısını kazanmış demektir. Resimde kompozisyon önemlidir. Bunun için tabloya geçilmeden önce her kompozisyon için birkaç taslak yapılır. Bu taslaklar birkaç
koyu açık lekelerden ve çizimi belirten özgür çizgilerden oluşur. Sonra bu
taslaklardan hangisi daha çekici ve başkacalık taşıyorsa ressam tarafından
seçilir ve büyük bir kağıt üzerine aktarılır. Kompozisyonda lekeler kitleler
birliği sağlayacak anlamda yerleştirilir. Yataylar ve dikeyler bakışın
kompozisyondan dışarı çıkmasına karşı olacak biçimde düzenlenir. Kompozisyonu
ortadan bölecek çizgilerden kaçınılmalı,renk ve biçimlerde farklı büyüklüklerde
kullanılmalıdır. Temel eleman hiçbir zaman resmin ortasını kaplamamalıdır. İkinci
derecedeki bitişik biçimler bakışı üzerine çekecek yüksek değerler
taşımamalıdır. Bu tür çeşitlemeler resim düzeninin çekiciliğini sağlar. Bir manzara veya cansız doğa karşısında önce onu
inceleyip bir tabloya girecek nitelikte olup olmadığı düşünülmelidir. Konu toplu
olarak basit geometrik şekillerle aranmalı. Konuyu oluşturan büyük parçalar
arasındaki bağlılığı ve oranı araştırılmalı. Parçaların geometrik
biçimleri,büyüklükleri,konu içerisindeki duruşları incelenmeli. Konuyu meydana
getiren ana çizgilerin hareketliliği araştırılmalı. Resimde yer alacak olan ufuk
çizgisi kağıdı ortadan ikiye bölmemeli. Perspektif kuralı dikkate alınmalı. Bir
tabloyu meydana getiren çizgiler daima hareketi anlatan eğri,düz ve dik
çizgilerden,geometrik şekillerden olmalıdır. Her çizginin bir ifadesi vardır. Her
eşyanın olduğu gibi kağıda çizilmiş bir resminde ağırlık noktası vardır. Konu
üzerindeki açık koyu lekeler bu ağırlıklardır. Bir konunun açıklık ve koyulukları
,şekilleri ve çizgileri resim içerisinde tartılı olarak sağa sola
dağıtılmalıdır. Bir manzaraya bakarak planlar konusu daha iyi
kavranabilir. Suluboya resimlerde boyama işi daima gökten başlanır. Çünkü yer
üzerinde ışık gölge durumu göğün açık ve kapalı haline bağlıdır. Gök boyandıktan
sonra arka planlardan ön planlara doğru boyamaya girişilir. Bu yöntem özelliğe
göre değişebilir. Suluboyamızı bitirdiğimizi varsayarsak,Sürtünmelerde
boyanın çıkmaması için suluboya fikzatifi kullanılır. Bu resmi ilaçlamaktır. Bu fikzatifi kendiniz yapabileceğiniz gibi,piyasada satılan sprey kutularda
hazırlarıda vardır. Amaç resmi korumak olduğu için çerçevelettirmede aynı sonuca
çıkacaktır. Çünkü toz duman ve güneşin altında bulundurulursa renkler
solar. Resimlerin uzun süre dayanabilmesi için çerçevelenip camlanabilir. Yazının oluşumunda yararlanılan kaynaklar: Ferdinand Nockher (Suluboya ve Suluboya ile
resim yapma tekniği) Saadettin Çağlarca (Suluboya resim tekniği) Celal Esad Arseven (sanat
Ansiklopedisi) Adnan Turani (Sanat terimleri sözlüğü) MART 2004 PASTEL BOYA
RESİM TEKNİĞİ Pastel boyanın diğer boyalardan farkı;
hepsinde ortak olan boya maddesinin pastelde, tebeşirle karıştırılarak
oluşturulmasıdır. Diğer boyalarda ise tebeşirin yerini; yağlı boyada yağ,
suluboyada arap zamkı gibi birleştiriciler almaktadır. Pastel boyayı oluşturan
boya pigmentleri zamklı su ve tebeşirle yoğrularak hamur kıvamına getirilir.
İçerisinde hava kabarcığı bırakılmaz ve daha sonra şekillendirilerek kesilir.
Kuruyunca etiketlenir ve kutulanır. Pastelle karıştırılan tebeşir miktarı
boyanın gücünü renk şiddetini belirler. Fazla karıştırılmasıyla açık ton,
azaltılmasıyla koyu tonlar elde edilir. Bazı sanatçılar kendi boyalarını
kendileri hazırladıkları gibi, yada belirli markaları tercih ederler. Her tekniğin kendine has özellikleri
vardır. Pastel boyayla ilk kez çalışan birinin karşılaşacağı farklılıklar ve
zorluklar mutlaka olacaktır. Zamanla çalışarak bu tekniğe has güçlüklerin
üstesinden gelinir. Bu bahsettiğim güçlükler genellikle; Boyaların birbirini
kirletmesi, üst üste renk koyamayabilme, istenilen rengi oluşturamama, akan boya
tozlarının altta kalan renkleri bozması, saklama koşulları sayılabilir. Çalışma tarzıylada alakalı olan bu zorluklar konuya ayrıntı ekleme
isteğiyle dahada
zorlaşabilir. Diğer tekniklerde renkleri üst üste çalışabilme imkanı, pastel
boyada biraz zordur. İsabetli renkler kullanarak katman yapmadan bu
zorluktan kurtulabilinir. Kağıt tercihini yaparken; Kağıt, pastel
üzerinde gezinirken zorlanmalara karşı yıpranmayacak, tüylenmeyecek yapıda
olmalıdır. İsteğe göre dokulu yüzeyli kağıtlarda kullanılabilir. Konuda
kullanılacak renklerde göz önüne alınarak ona göre kağıt rengi tercihi yapılır.
Bu tercih kağıt zemininden faydalanarak yer yer açıklıklar bırakılacaksa
geçerlidir. Bu boyanmamış kısımlar konuyla bütünlük sağlayarak resmi tamamlar.
Eğer konuda mavi renk hakimse, mavi kağıt kullanılabilir. Bu tarza görede
değişkenlik gösterir. Boya tercihi yapılırken;Yumuşak ve kolay
dağılabilir olması pastelin değerini arttırır. Renklerin kolay kaynaşmasını
sağlar üst üste çalışabilme imkanı verir. Çalışmak için, resim sehpasına ihtiyaç
vardır. Şövale kullanımı rahat çalışabilme imkanı verir.Tercih edilen kağıt
gerilerek şövale üstüne yerleştirilir.Çalışmalar dik şövale üzerinde
olacağından, pastelin dökülen tozlarını tablası tutacaktır. Bu tozlar altta
kalan renkleri kirletir, bu yüzden dikkatli ve planlı bir çalışma icap eder.
Diğer tekniklerde kullanılan boya yüzeyde sabit kaldığından böyle bir durumla
karşılaşılmaz. Yağlı pasteller içinde bu geçerlidir. Boyamaya başlamadan önce kullanılacak
renkler seçilir ve düzenlenir. Önce direkt pastelle yada çizilerek başlanabilir.
Tekniği kullanma kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Pasteli ovalayarak
kullanma, cilalanmış gibi bir sonuç oluşturur. Bu pastelin tazeliğini yitirip
renklerin kirlenmesine donuklaşmasına sebep olabilir. Bunu göz önüne alarak bir
çalışma şekli düşünülmelidir. Renklerin canlılığını bozmadan, resmi
hareketlendirmek canlandırmak ve belirli zıtlıkları bir araya getirerek kontrast
yapacak şekilde bir düzen oluşturulabilir. Pastel boya diğer; suluboya,
akrilik gibi tekniklerle beraberde kullanılabilir. Pastel boya tozdan oluştuğundan zamana
karşı dayanıklıdır. Yalnız rutubetten korumak dökülmesini engellemek gerekir
.Bunun içinde sürtünme ve dağılmalara karşın, bitmiş çalışma fiske edilir. Fixatifin
dozuna dikkat edilmeli yoksa resim parlaklığını yitirebilir. Bu uygulama az ve
uzaktan yapılır. Fiske edilen resim mukavvalar arasında saklanabileceği gibi,
cama temas ettirilmeyecek şekilde paspartu yapılarak çerçevelenebilir. Kullanılan
çerçeve, resmin renk düzenini etkileyeceğinden, resmin bütünlüğünü sağlayacak ve
resmi ortaya çıkaracak şekilde tercihi yapılmalıdır. MEHMET KIVANÇ 20 EKİM
2005 |